10 Ocak 2016 Pazar

Sosyal Medya Dezenformasyonu

Sosyal medya üzerinden bir insana nasıl zarar verilir? Aslına bakarsanız önceleri bunun zor olduğunu düşünürdüm lakin ülke siyasetinin içerisinde bulunduğu durumdan dolayı bunun kolaylaştığını görüyorum. Bir fikir beyan ediyorsunuz. Fikriniz herhangi bir cenaha yakınsa yandınız. Hatta resmi facebook ya da twitter hesabınız dahi olsa yandınız. Neden mi? Çünkü anında sizin sahte hesaplarınız açılır ve sadece o fikrinize paralel paylaşımlar yapılır. Anlamak için takipçi sayısı atılan twetler yapılan paylaşımların tarihine bakmanız yeterlidir. Metin Akpınar geçenlerde bir fikir beyan etti. Sosyal medya hesabı olmayan bir sanatçımız. Şuanda bakın bir sürü sahte hesabı var ve sadece o düşüncesine paralel paylaşımlar yapılıyor. İnsanlar da bunu Metin Akpınar paylaşıyormuş gibi düşünüyor ve rt ediyor ya da paylaşıyor. Aslında o konuyla ilgili belki Akpınar tam tersini düşünüyordur. Akpınar adına açılmış iki sahte hesap var. Birincisi: https://twitter.com/Metin_Akpinarr
Bu hesaplar anında patlıyor artarak gidiyor. Sanatçı çıkıp o ben değilim dese de iş işten geçiyor. Halkımız kendi kaptırıyor bir kısım “çok yaşa Metin Akpınar” derken bir kısım “Allah belanı versin sende hain çıktın” diyor. Haberi olmadan bir sanatçı bir kısmını sevindirip bir kısmını üzüyor. Öyle kaptırıyor ki insanlar birisi de çıkıp yahu bu o değil demiyor. Bilen de işine geldiği için söylemek istemiyor. Diyanet ile ilgili yaşanan sıkıntı ise tamamen farklı bir boyuta geçti. Birileri sırf siyasi fikrine uygun diye diyaneti yerden yere vuruyor bir kısım yanlış olduğu halde savunmak için çırpınıyor.(Şahsi düşüncem din devletin tekelinde olamaz Diyanet kaldırılmalıdır. Çünkü farklı tüm mezheplerden vergi alıp sadece bir mezhebe hizmet etmek günahtır. Ayrıca ateistlerde var onların vergisi ile maaş alan alimi neden zor durumda bırakıyorsunuz. Neyse bu ayrı konu. Sosyal medyaya devam J) En son hadise de diyanetin suçu var öyle soru soran sapığa cevap verme ya da özelden yaz kardeşim.(Verdiği cevap kaynaklıdır kişisel yorum yoktur. ) Gelelim diğer soruna “Müslüman olmayan ile evlenilmez” denildi adamlar diyanetten alevi yorumu diye patlattı kimse asıl haberi okumadan sürekli paylaş butonuna bastı. Sonuç dezenformasyona uğrayan bir haber viral şekilde yayıldı.  Aziz Sancar olayı apayrı zaten adam sosyal medya ile ilgilenmiyordu dahi. Bir anda adına sahte hesaplar açıldı. Bu sefer milliyetçi cepheden bir şarlatandı bu çünkü twetler ırkçılık kokuyordu. Bir bilim insanın aklından geçiremeyeceği şeyler sanki o söylüyormuş gibi rahatça atılıyordu. Bilim insanı Nobelli sanatçı türkücü dinlemiyor insan duygusunu sömürenler her telden çalıyor. Sağ sol ayırmıyor yeterki sömüreceği bir şey olsun. Son hadise ise Ayşe öğretmen vakası emin olun ayşe öğretmene karşı olup twet atanların çoğu neden karşı olduğunu bilmiyor çünkü videoyu izlemediler dahi. Beyaz’a karşı olanlar ise neden karşı olduğunu bilmiyor. Açılan etiketlere bakalım. #AyşeÖğretmenYalnızDeğildir #TürkPolisindenÖzürDileBeyaz kutuplaşma sonucu doğan iki başlık. Birinci Etiket anlık duygu patlaması ile program sırasında açılan bir etiketti. İkincisi ise neden açıldı bilmiyoruz. Çünkü ne devlet ne polis kelimesi geçmemiş bir durum yaşandı. Sonrası ise Beyaz vatan haini oldu. Gelelim bu durum sonrası Beyaz’ın başına gelenlere: Beyaz ile ilgili bir sürü zaytung vari haberleri yandaş basın girdi. Üstüne bir sürü sahte twitter hesapları açıldı. Beyaz bir sahte hesap da devletten özür diliyor bir sahte hesap da çocuklar ölmesin diye twetler atıyor.
Beyaz adına açılan sahte hesap: https://twitter.com/BeyazitOzturrk
Bunları yapanlar ise insanların duyguları üzerinden prim yapmaya çalışan asalaklardır. Her şey bir kenara ülkemizde sosyal medya üzerinden dahi bir insana nasıl zarar verilir gözlerimizle görüyoruz.

31 Temmuz 2015 Cuma

Zorunlu Açıklama

        19 Temmuz 2011 de yazmış olduğum İnsanlık adlı şiirim birileri tarafından sosyal medyada Kazım Koyuncu ismi ile paylaşıldı. Bir çok facebook sayfaları ise şiirimin ilk mısrasını sansürledi oysa ben bu şiiri yazarken tüm Anadolu coğrafyasını düşündüm. Şiirimin orijinal halini yayınlıyorum.

İnsanlık 
Türk'üm dedim hadi lan faşist dediler.
Kürt'üm dedim hadi lan bölücü dediler.
Laz'ım dedim hadi lan devşirme Rum dediler.
Çerkes'im dedim hain Ethem'in torunları dediler.
Alevi'yim dedim dinsiz kızılbaşlar dediler.
Ezidi'yim dedim Yezid'in pis soyu dediler.
Arap'ım dedim pis yobazlar dediler.
Ben dedikçe onlarda bir şeyler dedi.
İnsanım diyecektim ama...
İnsanlığa ait her şeyi yok ettiler!
Erdal Erdoğan


20 Temmuz 2015 Pazartesi

İsyan et!

İsyan et kardeşim, faşizm ırk ayırmıyor
İsyan et kardeşim, umudumuza kurşun sıkıyorlar
İsyan et kardeşim, canımızdan can alıyorlar
İsyan et kardeşim, kardeşliğimize ölüm serpiyorlar
İsyan et kardeşim, hayallerimizi karartıyorlar
İsyan et kardeşim, acımıza acı ekiyorlar 
İsyan et kardeşim, ölümle sınıyor bu düzen bizi
İsyan et kardeşim, özgürlüğümüze kastediyorlar
İsyan et kardeşim, yeter yumruğunu sıktığın!
Erdal Erdoğan
20,07,2015-Suruç
Anıları önünde saygıyla...

15 Aralık 2014 Pazartesi

Sen Aşktan N anlarsın?

Sen aşktan "N" anlarsın kızım!
Gelip geçici bir heves gibi bakıp
Özlemsiz günleri yaşamazken sancılı akşamlarda
Her dem bu acıyı yaşayanları görmezken sonbaharın sonunda 
Kayıtsız kalmışsan yüreğin kıpırdarken sevdanın doruklarında 
Sen aşka ihanet etmişken puslu ve sisli bir günde
Uyanmamışsan karın ağrısı sanıp kalp ağrısını sabahın beşinde
Duymuşsan varlığını bu mucizenin sağır kalmışsan 
Her dem seni düşüneni yok saymışsan hayal dünyanda
Geleceğini tarumar etmişsen kalp bahçesinin
Vurmuşsan en dibine mışlı geçmiş zamanların
Gözlerine perde çekmişken göreceğin güzelliklere
Bir hareketi çok görmüşsen ayaklarına 
Kalmayı denemezken hiç bir zaman 
Sürekli gitmenin varlığına inanmışsan kalbin atarken
"Yok yok olamaz"diye kendini kandırmışsan 
Her dem üzmeyi alışkan görmüşken kendine 
Kaçmayı bir ideoloji bilmişsen hayatına 
Ben ahmed Arif olsam ne sen Leyla Erbil olsan ne?
Yürek olmadıktan sonra sende?
Sen aşktan "N" anlarsın be kızım!

3 Eylül 2014 Çarşamba

Ethem'in Sessiz Çığlığı

Ethem'in sessiz çığlığını duydun mu? 
Hani hayata meydan okuyan cesur yüreğin
Hani kendisi gibi mert ananın oğlunun
Hani hayatı dolu dolu yaşamak yerine direnenin
Hani Nazım Usta'nın bugünkü torunlarının
duydun mu bu sessiz çığlığını?
‪#‎Unutursakkalbimizkurusun‬

2 Ağustos 2014 Cumartesi

BU GİREN GOL!

Mahsuni Şerif’in bir türküsü var bilir misiniz? Şike ile ilgili ta o zamanlarda yazmış büyük ozan şöyle diyor: 
Mahsuni hakem topal 
Bizimki korku nifa 
Oyun bitti düdük çal 
Bu giren gol gol 
     Evet bu giren gol de kime göre Aziz Başkan’a göre mi ? Başbakana göre mi? Yoksa Gülen’e göre mi? Yani gol var da kime göre onun kararsızlığı sürüyor hala bizde ellerimizi açtık filelere giren top için alkışlayacağız birini de bir türlü hakem karar veremeyince ve tabi ki düdüğünü çalıp eli ile santrayı göstermeyince bizim hevesimiz kursağımızda kaldı tabi…
    Şike olayı patlak verdiğinde benim düşüncem şu olmuştu:”Evet ortada bir şike var ama sadece Fenerbahçe mi yaptı bu şikeyi? Neden şike olayından çok Aziz Yıldırım’ın şirketleri konuşuldu?” Tuhafıma gitti bu olay neden Aziz Yıldırım ismi şike kelimesinin önüne geçti? Yoksa birileri Aziz Yıldırım’a iş mi yaptırmak istemiyor anlam veremedim açıkçası. Yıldırım hapse girdiğinde başbakan ve Gülen el eleydiler. Şimdi ise işler değişti. Başbakanın deyimiyle Türkçe olimpiyatları için en uzak diyarlara bile giden gönül dostları(Şimdilerin haşhaşileri) düşman olunca başbakan Yıldırım’a suçsuz dedi. Başbakanın bu sözüne hemen kandı ve inandı ve kendisi de dile getirdi. Dersim 38 ile ilgili Necip Fazıl’ın yazdıklarını belge göstererek Chp’ye siz yaptınız dedi. Ülke tarihinde bir ilk yaşandı devlet eliyle yapılan bir katliamı ülke başbakanı kabul etti peki sonuç? Sonuç yok çünkü bu ajite durum bir şov için yapıldı çünkü gerçekten acıyı gören orada zarar gören herkese tazminat öder ödemezse bile bunun için yasal işlemleri meclisten geçirir ya da arşivleri açardı. Sözüm ona Hüseyin Çelik’in bir cümlesinde dediği gibi “Milletin savcısının giremeyeceği yer yoktur.” Hani kozmik odalara da girmişti ya bu savcılarımız oysa Dersim 38 arşivleri “Tır” içinde değildi neden giremediler arşiv odalarına benim aklım almıyor(!) Sonuç olarak Dersim halkında pek heyecan uyandırmadı bu acıyı kullanan bir başbakanın çıkışı. Neyse biz konumuza dönelim. Aziz Başkan Dersimlilerin aksine bu olaya inanmışa benziyor ve başbakana göz kırpıyor gibi geliyor bana. Tabi diğer tarafın hamlesini görmeden kararını erken verdi gibi geliyor. Düne kadar Akp ile ilgili tek bir kötü haber yapmayanlar(Cemaatin yayın organları) bugünlerde susuz köyleri haberlerine taşımaktadır. Kirli bir soğuk savaşın yaşandığı  bir dönemde  iki taraftan biri için tercih yapmaya zorlanıyor herkes. Cemaat, içindekilere ya Hocaefendi ya RTE, Akp de kendi içindekilere ya RTE ya da Hocaefendi diye baskı yapıyor. Tabi Akp ülkemin güzide yerlerine sürüyor önüne geleni(Vatan toprağı kutsaldır kaderine terk edilemez mantığıyla bunu yapıyor olsa gerek diye düşünmeden edemiyorum(!)) ya da rütbelerini düşürüyor. Tabi bizim medyanın gözünde(Bizim dediğimize bakmayın yandaş medya daha doğru tanım bunu en iyi Gezi olayları sırasında tüm Anadolu halkı anladı) Akp 1-0 Cemaat gibi gözükse de bana göre golü kimin attığı hala belli değil. Ortada şike var, gol var, ofsayt var ama şikeyi kim yaptı? Golü kim attı? Ofsayta kim düştü? Belli değil çünkü iki taraf da şunu diyor Zaman “kalleşlik” zamanı…
    İlerleyen zamanlarda göreceğiz ayrıntısıyla her şeyi ve bizde spor yorumcuları gibi günlerce hatta haftalarca bu golü konuşacağız. Hakeme küfredenler olacak. Sahaya yabancı cisimler atanlar olacak. Hızını alamayıp sahaya inenlerde olacak. Lakin gol oldu ve minder üzerine oturan götün şeklini alıyor!

ONU BUNU BİLMEM MEDET ÜNLÜ'YÜ KİM ÖLDÜRDÜ?

Kanayan yaradır, hayatınızda sizi sürekli üzen bir durum. Kalbinizin bir yerine öyle oturmuştur ki, onunla ilgili uzak yakın, iyi kötü ne duysanız fark etmez göğüs kafesiniz bu acıya dayanır mı diye nefes almaya korkarsınız. Ülkemizde kanayan yara Filistin olmuştur genel anlamda inanan inanmayan birçok kesimde. Tabi günümüzde hala açık yara olarak durmasından öte gelen bir durum diye gözüküyor bu. Tarihin sayfalarına gömülünce yaraya tampon basıyoruz bekletmeden. Anlık duygulardan biri gibi oluyor bir an acı bir söz bir türkü bizi geçmişe götürüyor sonrası, sonrası yok derin bir sessizlik.
Çeçenler var, gözleri ile dünyayı görebilen bir avuç insan için. Onlar için bu yara şelale gibi oluk, oluk kan akıyor hala. Sitemler, nefretler, gözyaşları geri getirmeye yetmiyor ölen bedenleri. Biz ülkemizde çoluk çocuk kadın erkek genç yaşlı durmadan öldürülmelerine göz yumuyoruz. İçimiz yanmıyor, zenginliği olmayan bir devlete. Öyle ya kapitalizmin gözyaşını bile satın aldığı bir halde içimizin yandığını nasıl söyleyebiliriz. Yerin altında değerli bir şey varsa ağlayın yoksa ne gerek var gözleriniz kurumasın ağlamaktan.
Ülkemize sığınan Çeçenler yol yordam bilmeyen bir insan gibi kendisine en ufak bir iyilik yapanı amcası veya babası yerine koyuyor. Devlet yardım ediyor kamplara alıyor devlet onlara elini açtı aman şöyle yaptı böyle yaptı diyenler gitsin İstanbul’da ki kampları gezsin devlet orda ne yapıyor görsün! Sığınmacı olarak geldiğinizde aslına bakarsanız devlet sizi koruma altına alır. Dünyanın her yerinde bu böyledir. Çünkü siz şiddet yanlısı bir yerden kaçıyorsunuz ve şiddetten kurtulmak için başka bir ülkeye talepte bulunuyorsunuz. Ne yazık ki ülkemizde Çeçenler için sığınma yeri olan Türkiye, Karacaahmet’te son buluyor.  
İHH(İnsan Hak ve Hürriyet İnsani Yardım Vakfı) başkanı Türkiye’ye bir çeçen tim gönderileceği yönünde açıklama yaptı. Çeçenistan fahri konsolosluğu da buna cevaben “biz korkmuyorsak kendileri de korkmasın dediler.” Gerçekten de dedikleri çok doğru Çeçenistan’dan gelen timlerden Türkiye’de yaşayan Çeçenler(Ki yaşamak denirse ona) korkmuyorsa bizde korkmamalıyız.  İHH’de bu açıklamayı ne maksatla yaptı bilmiyorum ama ülkemizdeki ölen Çeçenleri hatırlattı bana ülkemize her yıl binlerce çeçen sığınmacı geliyor. Ya açlıktan ölüyorlar ya erzak almaya giderken belediyenin çöp kamyonu çarpıyor sahipsizce yerde yatıyor. (Hatırlarsanız bir çocuk dağıtılan 500 gram eti almaya gitmişti dönüşte çöp kamyonun altında kaldı. Mazlum Der sahip çıkmasa uzun bir süre küçücük beden öylece yerde yatacaktı) Ya da Çeçen-Rus savaşının gazisisinizdir Türkiye’ye bir umut geliyorsunuz ve gerçekten döneminizin en iyi komutanlarından birisiniz birden bir Rus ajanlar geliyor sizi sokak ortasından infaz ediyor. (Ülkemizin istihbaratı nasıl bir haldeyse başı açık geliyor Rus madam başı kapalı diğer gün ülkesine dönüyor biz beş gün sonra farkına varıyoruz) Dedim ya ülkemize geliyorlar bir umut ama sonu hep aynı, ölüm. Aslında bir nevi ölmeye geliyorlar ülkemize çünkü ülkemiz Çeçenlerin mezarlığı olmaya aday. Hepsi de faali meçhul kalıyor. En sonuncusunu hatırlayın Medet Ünlü’yü, bakanlığa 2 km ötede infaz ediliyor. Bakanlık, Çeçen bakanlığı değil yahu Türkiye’ye Cumhuriyeti’nin bakanlığı. Sonra öldürenler ellerini kollarını sallayarak çıkıp gidiyorlar. Bir çeçen ölmüş kime ne? Sen ülkende Çeçenleri öldürenlere izin ver sonra bize karşı infaz timi gönderiliyor densin. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? Medet Ünlü’yü kim öldürdü diye önce kendine sor anlarsın infaz timleri kimmiş neymiş neciymiş?
Şimdilerde Medet abimizin dostları ülkemizdeki tüm azınlıklar gibi adalet arıyor. Adalet yerini bulsun istiyor başkaları ölmesin diyor barış olsun kardeşlik olsun istiyor. Cumartesi anneleri gibi onlarda failleri meçhule kalmasın bulunsun istiyor. Çocuklar babasız büyümesin istiyor. Ben diyorum ki: Gelin bir imza da siz atın dostlukları sağlamlaştıralım. Bu halk, ağlatan kafeler çalmasın  halaylarda en başı çeksin…

İmza kampanyası için...